Sessiz Masal 5

Karlara Uzanan Çocuk

Gökkuşağı Yiyen Çocuk, Ümit Elif Özkan

Gürorman’da her bir kuş,
Rengiyle adlandırılırmış:
Yeşilkanat, Morkuyruk, Sarıgaga…
Her bir kuş için kural böyleymiş.
 
Ama bu masalın kahramanı
olan kuşun yokmuş adı, sanı.
Çünkü renksizmiş gövdesi, kuyruğu, kanadı.
Olmadığı için rengi ve adı
kimse onu çağıramazmış.
 
Bu yüzden hiç arkadaşı yokmuş
sanki yokmuş böyle bir kuş.
Ama o var olmak istiyormuş.
 
Annesi Babası üzgün, çaresiz;
renksiz, isimsiz çocuklarına bir iz,
bir işaret uydurmuşlar her seferinde.
 
Ama bizimki istememiş
boncuk, yaprak, renkli tüy takmak.
Kendi rengi ve adı olsun istiyormuş.
 
Bilge Kuş’a başvurmuş.
Bilge Kuş, sararmış eski yapraklardan
eskimeyen bilgileri okurmuş.
Gözlerini kısıp renksiz kuşa bakmış:
“Bir yolu var.” demiş, “Ama kolay değil.”
Ve bir bir bu yolu şakımış.
 
Bizimki can kulağıyla dinlemiş.
Bilge Kuş’un dediklerini bellemiş.
Yağmur yağmış, güneş açmış.
Anne Babasıyla vedalaşmış.
Gökyüzüne kanat açmış.
Ümitle dua dua uçmuş.
 
Bazen çok yorulmuş,
bir BeyazBulut’un üstünde bir cik uyumuş.
Yedi gün yedi gece sonra
ulaşmış yedi renkli gökkuşağına.
 
Açmış, uykusuz ve yorgunmuş.
Bilge Kuş’un dediğini yapmış,
gökkuşağının ucundan bir dilim ısırmış.
Mmm lezzetliymiş, renkli bir tadı varmış.
O anda açlığı, yorgunluğu geçivermiş.
Midesinden gövdesine, oradan
kuyruğuna ve kanatlarına yayılmış
gökkuşağının bütün renkleri.
 
Sevinçle rengârenk ötmüş.
Heyecanla yuvasına dönmüş.
Anne Babası onu bakışlarından tanımış.
Bütün kuşlar Büyük Meşe’de toplaşmış.
 
Bilge Kuş konuşmuş:
“Yoruldun ama yılmadın.
Gökkuşağına kanat vurdun,
Adını seçmek elbet senin hakkın.”
 
Bizimki seçtiği ismi şakımış.
“Bundan böyle benim adım Gökkuş”
O günden sonra herkes onu adıyla çağırmış.
Bir sürü de arkadaşı olmuş.
Bu masalı okuyanların başına
yedi renkli kuşlar konmuş.

Bom!, Beyza Nur Demirci

"Bir iki üç tıp!" diyeyim
Ve sussun bütün
BOM! BOM! BOM! bomba sesleri
Ağlamasın artık annem
"Bir iki üç!" diyeyim
Ve başlasın kuş sesleri!
 
Uçaklar dolaşıyor göğümüzde kardeşim
Yağmur gibi yağıyor üstümüze ölüm 
Ey dünyanın bütün kuşları toplanın!
Çünkü ancak kuşlar uçaklarla savaşabilir!
 
Kaçışıyor sokağımızda insanlar oradan oraya
Bu nasıl bir oyun, nasıl bir yakalamaca?
Tamam anne üzmeyeceğim seni, artık ağlama!
Sıkıldım bütün oyunlardan
Nerdesin?
Elma dersem  de çık, armut dersem de çık artık baba! 

Gazze İçin Bir Çocuk Bildirisi, Vural Kaya

Ben bir çocuğum; ben Gazzeli bir çocuğum.
Ben bütün dünyanın gözü önünde çocukluğu elinden alınan bir çocuğum.
Ben bir savaşın acı çığlığıyım ey insanlık !...
Her gece göğe yükselen umudun ta kendisiyim…
Evleri bombalanmış, parkları hiç olmamış, tel örgüler içinde yaşamaya mahkum edilmiş çocuğum ben..
Ben öldürülen, katledilen, gözyaşları içerisinde bırakılan bir çocuk değilim sadece; ben insanlığım aslına bakarsanız…
Ben bütün insanlığın kanayan vicdanıyım…
Duyarsız bırakılmış milletlerin Pollyanna oyununa oyuncak edilmiş bir çocuğum ben.
Beni görmemek için direnenlerin vicdanında bir körebe oyunuyum…
Ben bir sabahım aslına bakarsanız; bir sabah uyandığımda dünyanın bütün çocukları bir daha asla ve asla ağlamayacak diye umut veren sabah rüzgarıyım ben…
Bu sabahları bu umutları bu ışıkları bir bir önüme katarak çoğaltacak olan çocuğum ben…
Siz göremeseniz de gökyüzünün uçaklardan arındırılmış vicdanıyım ben…
Gökyüzünü sadece yıldızlarla ve bulutlarla yeniden boyayacak olan biricik ressamım ben…

Yazının Devamını Beyaz Bulut 6. Sayıdan Okuyabilirsiniz.