​Gökyüzüyle Arkadaş Olmak

Gökyüzüyle Arkadaş Olmak  /   Zekiye Çoban

- Yine mi Alihaaan! 

Aşağı inmek için tam asansörün düğmesine basmıştım ki ablamın sesi, yine peşimden 

yükseldi. O küçücük a’lar yine kocaman olmuş, sanki beni yakalayıp cezalandıracak gibi 

peşim sıra geliyorlardı. Asansör biraz daha hızlansın istiyordum. Yahut aşağıda hazır 

bekleyen iri kanatlı bir kuş okula beni çarçabuk ulaştırsın. Ama yok, herhalde okula bugün de 

yürüyerek gideceğim. 

Ne zaman bir hata yapsam, ablamın sözünü tutmasam ablam; bütün gücüyle 

“Alihaaan” diye bağırır, o sevimli, yuvarlak, mini mini a’lar bir anda kocaman ve kızgınca 

çoğalır, elimi ayağımı birbirine dolaştırır. Ablamdan çok ablamın a’ları telaşlandırır beni. Bu 

sabah da öyle oldu. 

Hay Allah! Doğru ya dün gece yine unutmuş olmalıyım. Ablamı yine o yüzden 

kızdırdım.  Oysa her gün unutmayacağım diye söz veriyorum. Her gece uyku bastırınca 

istemeden unutmuş oluyorum. O rüya senin, bu hayal benim dolaşırken de hiç aklıma 

gelmiyor. Rüyalarımda da kimseler hatırlatmıyor.

Aşağı nefes nefese indim. Şimdi yukarı çıksam, her şey için geç. Okula da geç kalmış 

olacağım. Yahut eve varmadan ablamın a’ları asansörde beni yakalayacaklar. Elimi ayağıma 

dolaştıracaklar. Zaten kan ter içinde kalmışım. Bir an önce yola çıkmalıyım. 

İri kanatlı kuş, bugün de gelmemiş. Haydi tabana kuvvet Alihan, diyorum. Öyle hızlı 

güzel öyle hızlı yürü ki kuşlar sana imrensin.

Yolda arkadaşım Ferhat’ı görünce kuşları da ablamı da çoktan unutmuş oluyorum. 

Okul yolunu sohbet ede ede yürümek her zaman mutluluk veriyor. 

O gün Fen ve Teknoloji dersinde kutup yıldızı ve yıldızlar hakkında daha çok şey 

öğrendik. Heyecandan yerimde duramadım. Öğretmenimize sorular sordum, cevaplar verdim, 

içimdeki gökyüzü sevdasından bahsettim. Öğretmenimiz “Aferin Alihan” dedi.

- Konuyu çok güzel kavradın. Yıldızlara, gökyüzüne merakın bana da heyecan verdi. 

Merak etmen, araştırman hoşuma gitti.

Öğretmenime teşekkür etmeyi ihmal etmedim.

Heyecanla sözlerime devam ettim:

- Her gece yıldızları izliyorum, öğretmenim. Onlarla sohbet ediyorum. Kutup yıldızını 

selamlıyorum. İnsanlara yön ve yol bulmakta yardımcı olmasının ne kadar önemli olduğunu 

söylüyorum. Allah’ın kudretinin büyüklüğünü düşünüyorum.

Öğretmenimizin gözleri yıldız gibi parladı:

- Seni ileride astronot yahut uzay araştırmaları yapan bir bilim adamı olarak görmek 

istiyoruz Alihan. Ne güzel düşüncelerin var.

Bol yıldızlı dersimiz hiç bitmesin, isterdim ama birden çalıveren ders zili, sohbetimizi 

bölmeye yetti. Oysa söyleyecek daha ne çok sözüm, ne çok hayalim vardı.

Ranzanın üst katını gökyüzüyle arkadaş olmak için seçtiğimden, her yer gece 

yıldızlarla sohbet ettiğimden, hayallerimi yıldızlarla süslediğimden kimsenin haberi yoktu. 

Kusursuz, mükemmel yaratıcının eserlerinin hepsi incelenmeye, üzerinde düşünmeye değerdi.

Sonra ablam geldi aklıma. Gülümsedim. Ona bile söyleyememiştim. Her gece ay ve 

yıldızlarla sohbete dalmışken, ansızın gelen uykum yüzünden tülü açık unuttuğumu 

istemeyerek de olsa onu kızdırdığımı. Ablamın a’larının en çok bu yüzden kızgın ve kocaman 

olduklarını kim nereden bilecekti? 

Yol boyu düşüne düşüne yürüdüm. Eve vardığımda ablam yoktu. Derin bir nefes 

aldım. Birazdan gelir ve yine gece tül ve perdeyi açık bırakmamın sebebini sorardı. Yine 

küçücük a’lar kocaman olurdu belki. Ama kararlıydım. Bu sefer sakin sakin konuşacaktım. 

Gökyüzüyle komşu olmak için ranzanın üst katını ondan istediğimi, bol yıldızlı hayallerimi, 

sevdiklerimi özlediklerimi gökyüzüne yerleştirdiğimi, ansızın kapanan gözlerimi, her şeyi 

anlatacaktım. Düşüncesiz bir çocuk olmadığımı ispatlayacaktım. O zaman ablam daha iyi 

anlardı beni. Nasılsa biz çözüm bulabilirdik; açık kalan pencereler, sıyrılmış perdeler için. 

Yeter ki, gökyüzüyle bir arkadaş olarak kalabileyim hep.